28 Aralık 2011 Çarşamba
24 Aralık 2011 Cumartesi
23 Aralık 2011 Cuma
Osmanlının başkenti Bursa'da Müslüman bir kişi,
> eskilerin Yahudilik Çarşısı denilen bugünkü Arap Şükrü
> Sokağı'nın girişine
> bir çeşme yaptırır.
> Çeşmenin başına da bir kitabe yazdırtır:
> "Bu çeşmenin suyu her kula helâl, Müslüman'a haram"
> Osmanlının başşehrinde bir çeşme ve bu çeşmenin başında da
> böylesi bir yazı...
> Çeşmeden çok kitabede yazılanlar, kısa sürede yayılır bütün Bursa'ya.
> Bir dedikodu bir dedikodu ki alır gider başını.
> Bursa'nın Müslüman ahalisi hop oturur hop kalkar bu nasıl
> fitnedir diye...
> Ahali, dayanamaz varır kadıya. Şikâyet üstüne şikâyet...
> Kadı, şikâyetler karşısında hayrat sahibi adamı yaka paça yakalatır;
> getirtir huzura.
> Vatandaş memnun. Mahkeme salonu dolar tıklım tıklım. Kadı, sorar:
> "Bu nasıl fitnedir, dini İslam, ahalisi Müslüman olan koca devlette,
> sen kalk hayrattır, sebildir diye çeşme yap, ama suyunu
> Müslüman'a haram et!
> Olacak iş midir? Nasıl anlayıştır? Nasıl mantıktır? Nasıl
> izandır? Aklını
> mı yitirdin!
> Hayrat sahibi adam, bozmaz istifini; gayet sakin:
> "Müsaade buyurun" der. Sebebi vardır, delili vardır, ispatı vardır."
> Kadı hiddetlenir: "Ne delili, ne ispatı! Her şey apaçık ortada
> değil mi?
> Sen fitne çıkardın! Müslüman ahalinin huzurunu kaçırdın! Nifak soktun
> topluma, vaciptir katlin!", der.
> Der demesine de bir yandan da merak eder nedir delili? Nasıl
> olur bu kadar
> aleni yapılan işin delili?İspatı? Sorar hayrat sahibi adama:
> "Nedir gerekçen, delilin, ispatın, her neyse?"
> Hayrat sahibi adam:
> "Bir Sultan´a söylerim, başkasına diyemem", diye cevap verince, yine
> karışır ortalık.
> Dinleyenlerde homurdanmalar. Kadı kararsız...
> Söz bu ya, kulaktan kulağa ulaşır Sultan'a.
> Sultan öncesini de bildiği bu olaydan dolayı zaten bir hayli
> kızgındır:"Tez elden getirilsin bu gafil huzuruma!", diye emir verir.
> Hayrat sahibi adam yaka paça götürülür Sultan'ın huzuruna.
> Sultan; esmer, orta boylu, geniş omuzlu, sol yanağında kapanmış
> bir yaranın
> izi olan şakakları kırlaşmış orta yaşlı bu adama hiddetle bakar:
> "De bakalım ne diyeceksen bre gafil!
> Bu nasıl iştir ki, hem çeşme yaptırırsın hayır işlersin
> hem suyunu her kula helâl, bir tek Müslüman'a haram edersin"
> Adam, kaldırır başını padişahın gözlerine bakar:
> " Sağlam delilim vardır Sultan'ım, lâkin ispat ister.",der.
> "Sağlam delil mi? Nedir delilin, neyi ispatlayacaksın?
> " Müsaade ederseniz"
> " Ya dediğin gibi sağlam değilse delilin, ya ispatlayamazsan!"
> "O zaman vereceğiniz hükme kıldan incedir boynum, Sultanım"
> "Peki, göster delilini, ispatla bakayım!
> "Sultan'ım, ispat için sizden arzım olacak, yerine getirilmesini
> isterim.Sultan, la havle çeker ya yine de: "peki, de bakayım!",der.
> "Sultan'ım her hangi bir havradan rastgele bir hahamı sebepsiz,
> izahsızyaka paça tutuklatın.
> Dediği yapılır adamın. Bir anda karışır ortalık... Azınlıklarda
> bir telaş,
> bir öfke ki sormayın.
> Başta Museviler, "Ne oluyor, din adamımız ne yaptı ki
> tutuklanır. Bu ne
> zulümdür!
> Biz kefiliz kendisine. Ne gerekirse söyleyin yapalım. O, masumdur;
> gerekirse kefalet öderiz..."
> Toplantılar, gösteriler, mektup üstüne mektup... Ardı arkası kesilmez.
>
> Bir hafta sonra hayrat sahibi adam çıkar Sultan'ın huzuruna:
> "Sultan'ım, hahamı artık bırakmak zamanıdır", der ve haham bırakılır.
> Azınlıklar mutlu... Sultan'a teşekkürler, hediyeler...
> Hayrat sahibi adam, Sultan'a:
> "Aynı tutuklatmayı herhangi bir kiliseden bir papaz için yaptırınız,
> Sultan'ım", der.
> Padişah, yine la havle çeker ya. Sonucu o da merak etmektedir.
> "Peki", der.
> Aynı işlem, aynı usulle bugünkü Karaağaç mahallesinde bulunan
> bir kilisenin
> papazı için de uygulanır. Papaz tutuklanarak atılır zindana.
> Tepkiler had safhada. Galeyana gelir Bursa'daki azınlıklar.
> Bursa'da olduğu kadar civar şehirlerde de gösteriler yapılır.
> Hatta Bizans elçisi ile birlikte birkaç ülkenin elçisi de girer
> devreye.Nasıl olur, sorgusuz sualsiz, suçsuz günahsız biri hangi
> gerekçeyle içeri
> atılır, diye.
> Dolunca haftası o da serbest bırakılır. Mutluluk ve sevinç
> gösterileri bir
> kat daha artar.
> Teşekkürler, şükranlar...
> Levantenler, din adamlarına kavuşmanın mutluluğu ile daha sıkı
> sarılırlarbirbirlerine.
> Padişah, çağırır hayrat sahibi zatı huzuruna: "tamam mı?" der.
> Adam:"Sultan'ım son bir arzım var; sonra hüküm zamanıdır!"
> "Şimdi nedir isteğin?"
> "Efendim başkentimiz Bursa'nın
> sevilen, sözü en çok dinlenilen, itimat edilen âlimini alınız
> minberindenaynı şekilde"
> Dediği yapılır adamın. Ulu Caminin imamı, vaazının ortasında alınır
> sorgusuz sualsiz...
> Yaka paça götürülür, atılır zindana. Bir Allah"ın kulu çıkıp da
> tek bir
> kelam etmez.
> "Ne oluyor, ne yapıyorsunuz hiç olmasa vaazı bitene kadar
> bekleyeydiniz,"demez.
> Peşinden giden de olmaz, arayan, soran da...
> Bir hafta, geçer aradan: "Nerede bizim imam?" diyen de
> çıkmaz,merak eden de...
> Ulu caminin bu âlim, sözü sohbeti dinlenir imamın yerine sıradan
> bir imam
> atanır.
> Halk halinden memnun...
> Memnun olmakla kalsa iyi âlim imamın ardından başlar bir dedikodu:
> "Biz de onu adam gibi adam bellemiştik, hoca bellemiştik"
> "Kim bilir ne haltlar karıştırdı da tutuklandı..."Vah vah!
> Acırım arkasından kıldığım namazlara..."
> Sultan, seyreder, şaşkınlık ve üzüntü ile bütün bu olup
> biteni... Hayrat
> sahibi adam, gelir huzura:
> "Ey büyük Sultan'ım! İrade buyurunuz lütfen! Böylesi
> Müslümanlara su helâl
> edilir mi?
> Sultan suskun, çağırır zindana attırdığı âlim imamı haleleşmek için.
> ...
>
> Ve yedi yüz yıl geçer aradan.
> Şimdi dönüp bir bakın bakalım bu kadar yıl sonra şu güzelim memlekete:
> BÖYLESİNE HER ŞEYE SUSKUN BU MİLLETE,
> HER KARIŞ TOPRAĞI ŞEHİT KANLARI İLE SULANMIŞ;
> YEDİ İKLİM, YETMİŞ RENK BU GÜZELİM ÜLKE HARAM DEĞİL DE NEDİR?
21 Aralık 2011 Çarşamba
16 Aralık 2011 Cuma
4 Aralık 2011 Pazar
Bir kadının gözünden hayatın renkleri!: Kadın Gülümsemektir!
Bir kadının gözünden hayatın renkleri!: Kadın Gülümsemektir!: Bir kadına her şey yakışır... Bazen kızmak, bazen ağlamak, bazen durgun olmak ve bazen de küsmek... Ama en çok kadına yakışan gülümsemek. Ha...
26 Kasım 2011 Cumartesi
Siyolar
Artık,ortalıkta gezinen amatör siyasiler olmayı bırakıp,birbirimize açıkça ne düşündüğümüzü söylesek,ucuz kaygıları bi kenara bıraksak,riyakar olmasak,düşündüğümüzü toplumda söyleyemezken,biri çıkıp dile getirdiğinde, arkasına sığınmasak çıkarlar uğruna...
Rolünü sahnede yap yapabiliyosan;bırak sokak aralarında rol kesmeyi,görüntüye önem veren hiçbi zaman istediği gibi görünemeyecek emin ol..!
Hiç bi zaman;yapaylığa,maddeye,sahteye,iki yüze,bencilliğe,kendine dürüst olmamaya,siyah görünüp beyaz yaşamaya,çift kimliğe..vs. önem verme ki;vicdanlı,hür ve mutlu yaşayasın,emi N...n.
y.ç.27.11.11 05.33
Rolünü sahnede yap yapabiliyosan;bırak sokak aralarında rol kesmeyi,görüntüye önem veren hiçbi zaman istediği gibi görünemeyecek emin ol..!
Hiç bi zaman;yapaylığa,maddeye,sahteye,iki yüze,bencilliğe,kendine dürüst olmamaya,siyah görünüp beyaz yaşamaya,çift kimliğe..vs. önem verme ki;vicdanlı,hür ve mutlu yaşayasın,emi N...n.
y.ç.27.11.11 05.33
23 Kasım 2011 Çarşamba
17 Kasım 2011 Perşembe
11 Kasım 2011 Cuma
DÜNYADA YOK BÖYLE BİR ŞEY…
Mustafa Kemal Atatürk dün bütün Türkiye’de, 73. Ölüm Yıldönümünde anıldı. Bu olaydan söz ederken Anıtkabir’de yapılan göstermelik protokol törenini değil, milletin içinden gelerek düzenlediği sessiz ve gösterişsiz törenleri kastediyorum.
Dünyanın hangi ülkesinde bir devlet adamı veya herhangi bir kimse, 73 yıl sonra böyle anılır?
Bunun ikinci bir örneği var mıdır?
İşte onun döneminin devlet başkanları Hitler, Stalin, Franco.
Şimdi lanetle anılan, eli kanlı üç diktatör.
Atatürk’e gerek hayatta iken ve gerekse ölümünden sonra nice çamurlar atmaya kalkıştılar. Hayatta iken atılan çamurlar öyle açıktan atılamazdı. Ölümünden sonra yoğunlaştı. Bu süreç günümüzde de hızla sürüyor.
Ne yalanlar attılar, ne sapıklıklar yaptılar.
Gün geldi, iktidarı da arkalarına alıp yalan ve iftira sürecini iyice hızlandırdılar.
Atatürk diktatördü!
İstiklal Mahkemeleri cellatların elinde idi. Sanığı önce idam edip sonra savunmasını isterdi!
Atatürk dinsizdi!
Türk milleti bunlar gibi binlerce yalanla kandırılmak istendi.
İnsanların gözlerine baka baka, hiç utanıp sıkılmadan nice yalanlar söylediler. Her dakika Allah, peygamber, din, iman diyen bu soysuzların ağzından nice iftiralar fışkırdı…
Ve günümüzde bile fışkırıyor.
Atatürk’ü sevmek zorunda değiller. Ama bu Müslümanlık tüccarlarının, entel liboş, yalaka yandaş takımının böyle pervasızca yalan söylemesi inanılır gibi değil.
Bunlarda ne Allah korkusu var, ne de kuldan utanma duygusu.
XXX
Türk milleti bu sahtekarlara dün bir kez daha sessizce yanıt verdi.
Caddelerde araçlar durdu, insanlar kaldırımlarda kendiliğinden saygı duruşuna geçti.
Evet, dünya tarihinde bir ilk yaşıyoruz. Bir devlet adamı, ölümünün 73. yılında bile her yaştan, her kesimden insanlar tarafından böylesine bir sevgi seliyle anılıyor.
Muhteşem bir şeydir, dünyada eşi benzeri olmayan bir hadisedir.
Demek ki bu sevgi seli iktidarlarla falan değişmiyor!
Demek ki Cumhuriyet bayramı törenlerini bile iptal edenlerin yüreği, o sevgiyi milletin gönlünden söküp atmaya yetmiyor.
Işıklar içinde yatsın.
11.11.2011
Dünyanın hangi ülkesinde bir devlet adamı veya herhangi bir kimse, 73 yıl sonra böyle anılır?
Bunun ikinci bir örneği var mıdır?
İşte onun döneminin devlet başkanları Hitler, Stalin, Franco.
Şimdi lanetle anılan, eli kanlı üç diktatör.
Atatürk’e gerek hayatta iken ve gerekse ölümünden sonra nice çamurlar atmaya kalkıştılar. Hayatta iken atılan çamurlar öyle açıktan atılamazdı. Ölümünden sonra yoğunlaştı. Bu süreç günümüzde de hızla sürüyor.
Ne yalanlar attılar, ne sapıklıklar yaptılar.
Gün geldi, iktidarı da arkalarına alıp yalan ve iftira sürecini iyice hızlandırdılar.
Atatürk diktatördü!
İstiklal Mahkemeleri cellatların elinde idi. Sanığı önce idam edip sonra savunmasını isterdi!
Atatürk dinsizdi!
Türk milleti bunlar gibi binlerce yalanla kandırılmak istendi.
İnsanların gözlerine baka baka, hiç utanıp sıkılmadan nice yalanlar söylediler. Her dakika Allah, peygamber, din, iman diyen bu soysuzların ağzından nice iftiralar fışkırdı…
Ve günümüzde bile fışkırıyor.
Atatürk’ü sevmek zorunda değiller. Ama bu Müslümanlık tüccarlarının, entel liboş, yalaka yandaş takımının böyle pervasızca yalan söylemesi inanılır gibi değil.
Bunlarda ne Allah korkusu var, ne de kuldan utanma duygusu.
XXX
Türk milleti bu sahtekarlara dün bir kez daha sessizce yanıt verdi.
Caddelerde araçlar durdu, insanlar kaldırımlarda kendiliğinden saygı duruşuna geçti.
Evet, dünya tarihinde bir ilk yaşıyoruz. Bir devlet adamı, ölümünün 73. yılında bile her yaştan, her kesimden insanlar tarafından böylesine bir sevgi seliyle anılıyor.
Muhteşem bir şeydir, dünyada eşi benzeri olmayan bir hadisedir.
Demek ki bu sevgi seli iktidarlarla falan değişmiyor!
Demek ki Cumhuriyet bayramı törenlerini bile iptal edenlerin yüreği, o sevgiyi milletin gönlünden söküp atmaya yetmiyor.
Işıklar içinde yatsın.
11.11.2011
Yolun Neresindeyim?: Neye ağladım en çok bilmiyorum
Yolun Neresindeyim?: Neye ağladım en çok bilmiyorum: Onun adı Atsushi Miyazaki! Deprem bölgesi ülkesinden kalkıp bizim için yardıma koştu. Bak biz ona nasıl teşekkür ettik. ...
9 Kasım 2011 Çarşamba
3 Kasım 2011 Perşembe
Çido ツ: Evladın var mı? Daha önemlisi vicdanın var mı?.......
Çido ツ: Evladın var mı? Daha önemlisi vicdanın var mı?.......: Doktorun bana; 'tebrikler, anne olacaksınız' dediği günü hiç unutamıyorum. Hayatımın miladı gibiydi. Yüreğimi verdiğim adamdan bir parça büt...
29 Ekim 2011 Cumartesi
MAZİ KALBİMDE YARADIR,23.BÖLÜM: 22.bölüm 1.fragman izle
MAZİ KALBİMDE YARADIR,23.BÖLÜM: 22.bölüm 1.fragman izle: mazi kalbimde yaradır 22.bölüm 28 Ekim 2011 trt1 ekranlarında
18 Ekim 2011 Salı
14 Ekim 2011 Cuma
13 Ekim 2011 Perşembe
Sen..
Huzuru anlat bana sevglim... yok yok sen anlatma ben anlataym.Aynaya bakarsn hani, Aynaya vuran yüzünün aksi huzurun en güzl tarifi.... sözlrn... onlr da huzurun varoluşunun en iyi kanıtı.
Sen konş,hiç susma!sen konuşurkn seni dinleyeym ben.dinlrkn seni içim öyle huzr doluyr ki...bulutlarn üstüne kıvrılıp yatmışm da kuşlrn sesini dinlr gibi... ya bakışlrn...onlr her şeyi öyle güzl anlatyr ki...
Sen bakarken içim eriyr sanki.çok kötü hissedyrm kendimi hasta gibiym ama bilsen aslnda ne kadr iyiym...bunca yıl huzuru aradm her yerde.şimdi görüyrm ki huzur benim yüreğmde.kısacası sevglm huzurun o gizli formülü senin ellerinde.huzur,senin dokundğn her yerde...
SEVİM ŞEKER(Kuzen e Teşekkürler..)
Sen konş,hiç susma!sen konuşurkn seni dinleyeym ben.dinlrkn seni içim öyle huzr doluyr ki...bulutlarn üstüne kıvrılıp yatmışm da kuşlrn sesini dinlr gibi... ya bakışlrn...onlr her şeyi öyle güzl anlatyr ki...
Sen bakarken içim eriyr sanki.çok kötü hissedyrm kendimi hasta gibiym ama bilsen aslnda ne kadr iyiym...bunca yıl huzuru aradm her yerde.şimdi görüyrm ki huzur benim yüreğmde.kısacası sevglm huzurun o gizli formülü senin ellerinde.huzur,senin dokundğn her yerde...
SEVİM ŞEKER(Kuzen e Teşekkürler..)
İkmal e Kalmış Bu yürek..
Çiğli Hava ikmal dolaylarında.otoban boyu şuursuzluğu amaç edinip,arkama da Dolunay alaraktan tek tek basaraktan,sağımdaki Hava askeri alan ışıklarını süzerekten,ayakların mı yoksa yüreğimin mi?ve de nereye götürdüğünü bilmeden,ıssızlığı andıran,lâkin kısmen ıslı bi yerde ıslanmış ruhuma,tutulmuş boynuma inat yürüyorum..
Fizikî acı vız gelir,ruhî acı Ruhi ye bile sormadan ruhsuzlardan beslenerek ,günbegün bedenimi yok eder..!
Hele bi varalım da anlarız ayaklar mı gôtürmüş yürek mi...
Fizikî acı vız gelir,ruhî acı Ruhi ye bile sormadan ruhsuzlardan beslenerek ,günbegün bedenimi yok eder..!
Hele bi varalım da anlarız ayaklar mı gôtürmüş yürek mi...
12 Ekim 2011 Çarşamba
??? (İmzam..)
Şimdi gidip çıksam bi dağın tepesine,kâh Spil kâh Murat ne farkeder
Haykırsam şöyle sesim kısılana dek,boşaltsam içimi
Sonra bulsam bi taş,kaya ne olursa
Vursam başımı ne varsa çıksa dışarı,gece olunca kalınca kendimle yalvarsam Tanrı ya beni baştan yaratsa ve yeni bir Dünya olsa beni koysa oraya,yaşamadığım ne varsa yaşasam
Herkes başkalarında görüp bende göremediği ne varsa fazlasını görse bende,
Dostluğun anlamını bulmak ve yaşatmak başkalarına kolay,bende zor olmasa,olmasa eşitsizlik nihayetinde karanlık ayrım.
İfademi ele geçirsem,keşfetsem kendimi.
Yetenek rüzgarına hükmedip,karizma duvarlarını yıksam,meltem olup yürekleri okşasam ve kasırga misali toplasam ne varsa.
Aah gecemin yoldaşı yanlızlık,vicdan yüklü topraklarda iyilik tohumları eksem,ne ektiysem onu biçsem,biçebilsem..(yç)26 mart2011
Haykırsam şöyle sesim kısılana dek,boşaltsam içimi
Sonra bulsam bi taş,kaya ne olursa
Vursam başımı ne varsa çıksa dışarı,gece olunca kalınca kendimle yalvarsam Tanrı ya beni baştan yaratsa ve yeni bir Dünya olsa beni koysa oraya,yaşamadığım ne varsa yaşasam
Herkes başkalarında görüp bende göremediği ne varsa fazlasını görse bende,
Dostluğun anlamını bulmak ve yaşatmak başkalarına kolay,bende zor olmasa,olmasa eşitsizlik nihayetinde karanlık ayrım.
İfademi ele geçirsem,keşfetsem kendimi.
Yetenek rüzgarına hükmedip,karizma duvarlarını yıksam,meltem olup yürekleri okşasam ve kasırga misali toplasam ne varsa.
Aah gecemin yoldaşı yanlızlık,vicdan yüklü topraklarda iyilik tohumları eksem,ne ektiysem onu biçsem,biçebilsem..(yç)26 mart2011
Bir Dost bilemedin post..
Duydum ki onlıne olmuşsun..
yazık olmuş o tel.dan girdiğin gecelere
Bir zamanlar keyifle dertşeltiğim gecelerde
fcbk yerine etek örseydim keşke(güç onlarda..)
Demek ki senin için dost lafta imiş
...... Acırım Ego denen kontrolsüz gücün sahibine..
Nişanın hayrola tak yüzüğünü gururla ve umutla
Lakin önce bana nişan alsana...(yç)
06.06.2011 01:35
yazık olmuş o tel.dan girdiğin gecelere
Bir zamanlar keyifle dertşeltiğim gecelerde
fcbk yerine etek örseydim keşke(güç onlarda..)
Demek ki senin için dost lafta imiş
...... Acırım Ego denen kontrolsüz gücün sahibine..
Nişanın hayrola tak yüzüğünü gururla ve umutla
Lakin önce bana nişan alsana...(yç)
06.06.2011 01:35
Bazı Kadınlar..
Bazı kadınlar pahalı hediyeleri severler. Spor arabaları, lüks mekanları, hesap ödeyen abileri.
Bazı kadınlarsa, saçlarının taranmasını severler. Ayaklarına oje sürülmesini, uyumadan önce masal anlatılmasını, gözlerinin içine bakarak gitar çalan adamları.
Bazı kadınlar takım elbise severler, kaslı kollar. Bazı kadınlar ......oduncu gömleği severler. Ve bira göbeği.
Bazı kadınlar kışları kayak yapmak isterler. Bazıları, Beyoğlu’nda el ele tutuşup közde mısır yemek.
Bazı kadınlar özel günlerde parfüm hediye eder, bazı kadınlar her gün aynı ten kokusuyla uyanmak için canlarını verirler.
Bazı kadınların telefon rehberleri kalabalıktır. Bilirsin. Diğer bazıları ise defalarca aynı mesajı okuyup ağlarlar.
Bazı kadınlar kızlarla Cadde’de bilmem ne keyfi yaparlar. Bazı kadınlar evlerinde suyu şişeden dikerek içerler.
(Gerçekten yalnız insanlar bardak kullanmaya gerek duymazlar çünkü.)
O bazı kadınlar hiç kaybetmezler değil mi. Onlar hiç beklemezler, bekletirler. Onlar sürüklenmezler, sürüklerler. Ağlamazlar, ağlatırlar. Canları istediğinde sevişir, sıkıldıklarında siktiri çekerler.
Sen olamadın değil mi o kadınlar gibi. Hiçbir zaman olamayacaksın da.
Zaten, olma da.
Çünkü yıllar sonra onlar kocaları metresleriyle kaçamak yaparken, haftasonları alışveriş merkezlerinde mutsuz çocuklarını kollarından sürükleyip kendilerine ayakkabı bakacaklar,
sense pazarları evinin balkonunda hala deliler gibi sevdiğin kocan gazetesini okurken, küçük sevimli çocuklarınla yumurta tokuşturup, gülüşüyor olacaksın...
Bazı kadınlarsa, saçlarının taranmasını severler. Ayaklarına oje sürülmesini, uyumadan önce masal anlatılmasını, gözlerinin içine bakarak gitar çalan adamları.
Bazı kadınlar takım elbise severler, kaslı kollar. Bazı kadınlar ......oduncu gömleği severler. Ve bira göbeği.
Bazı kadınlar kışları kayak yapmak isterler. Bazıları, Beyoğlu’nda el ele tutuşup közde mısır yemek.
Bazı kadınlar özel günlerde parfüm hediye eder, bazı kadınlar her gün aynı ten kokusuyla uyanmak için canlarını verirler.
Bazı kadınların telefon rehberleri kalabalıktır. Bilirsin. Diğer bazıları ise defalarca aynı mesajı okuyup ağlarlar.
Bazı kadınlar kızlarla Cadde’de bilmem ne keyfi yaparlar. Bazı kadınlar evlerinde suyu şişeden dikerek içerler.
(Gerçekten yalnız insanlar bardak kullanmaya gerek duymazlar çünkü.)
O bazı kadınlar hiç kaybetmezler değil mi. Onlar hiç beklemezler, bekletirler. Onlar sürüklenmezler, sürüklerler. Ağlamazlar, ağlatırlar. Canları istediğinde sevişir, sıkıldıklarında siktiri çekerler.
Sen olamadın değil mi o kadınlar gibi. Hiçbir zaman olamayacaksın da.
Zaten, olma da.
Çünkü yıllar sonra onlar kocaları metresleriyle kaçamak yaparken, haftasonları alışveriş merkezlerinde mutsuz çocuklarını kollarından sürükleyip kendilerine ayakkabı bakacaklar,
sense pazarları evinin balkonunda hala deliler gibi sevdiğin kocan gazetesini okurken, küçük sevimli çocuklarınla yumurta tokuşturup, gülüşüyor olacaksın...
10 Ekim 2011 Pazartesi
Yozlaşı
Bir insan nasıl oluyor da hem Gazete de köşe yazarı,hem popçu olup üstüne,hem de sırf popüler oldu diye bilmem kaç yaşında bilmem kaç yaşına gelmiş cismi belirlenemeyen bir TAran la evlenir?gel de şaşırma...
09 10 2011
Allahım sen benim zekalarımı koru
Yaz
bitti hâlâ utanmadan evlenen insanlar var, hatta evlenmekle kalmayıp o
lanet olası düğünlerine beni davet edip çileden bile çıkarıyorlar
Yine
bir hafta sonumu sırf “Hınımın hınısı evleniyor, aman ayıp olmasın”
diye gittiğim düğünlerden birinde geçirdim. Dolabımda o kadar çok abiye
kıyafet oldu ki yarın öbür gün şarkıcı olsam, halk konseri verirken
giyecek sıkıntısı hiç çekmem. Düğünde, benim gibi oraya zorla getirilmiş
hatunlardan biriyle salonun en köşesine geçip, milletin dedikodusunu
yapıp kendi çapımızda eğleniyorduk ki, eski arkadaşlardan kod adı
‘fosgüven’ olan kişinin bize doğru yanaştığını fark ettik. Yanımdakine,
“Kaç kaç kaç, masa altına gir hatta” dedim ama artık iş işten geçmişti.
Kız bizi aşağılar bakışlarıyla karşımızdaydı.
En son 1997 yılında gördüğüm bordo ruju, kapkara tenine yakıştırdığı kızıl saçları, pırlanta küpeleriyle tepemizde dikilip kendisinin ne kadar güzel olduğunu anlatmaya başladı. Ve ben sadece onu dinleyerek onay verdim. Çünkü ben böyle bir insanım, karşımdaki kendisiyle ilgili anlattıklarına inanıyorsa ben onu daha çok gaza getirebiliyorum. Önceki hayatımda büyük ihtimalle Hitler’in manitası Eva’ydım. Dünyanın en iyi gaza getiren, söylenen her şeye inanmış gibi yapıp ona daha fazlasını veren biriyim.
En son 1997 yılında gördüğüm bordo ruju, kapkara tenine yakıştırdığı kızıl saçları, pırlanta küpeleriyle tepemizde dikilip kendisinin ne kadar güzel olduğunu anlatmaya başladı. Ve ben sadece onu dinleyerek onay verdim. Çünkü ben böyle bir insanım, karşımdaki kendisiyle ilgili anlattıklarına inanıyorsa ben onu daha çok gaza getirebiliyorum. Önceki hayatımda büyük ihtimalle Hitler’in manitası Eva’ydım. Dünyanın en iyi gaza getiren, söylenen her şeye inanmış gibi yapıp ona daha fazlasını veren biriyim.
Zekasını çekemedim
Bir insan zaten düğünde karşılaştığı birine “Ya ben o kadar güzel bir kızım ki, iş hayatında bu yüzden zorlanıyorum. Manken olsam bu kadar zorlanmazdım, o kadar çok teklif geliyor ki hepsine hayır diyorum. Zekamdan korkan insanlar var, kadının hem güzel hem zeki olmasını çekemiyorlar. Ya güzel olacaksın ya zeki ama ben ikisiyim hayat çok zor bana” diyorsa gerçekten aklından bir parça zoru vardır bana göre. Oturup, “Hayırrrr 1.60’lık boyunla manken olamazsın, güzelliğe gelince, Tina Turner’a tır çarpsa sana benzer” mi diyeyim? Tabii ki ben de ne dese onaylıyorum ama onaylarken de sıkıntıdan patlıyorum.
Düğün lan orası, gelinin geçmişiyle ilgili dedikodu yap, “Dayısı çok içmiş” , “Ayy buraya kaç para verdiler?”, “Damat tipsiz” de, ne bileyim takılan altınları falan say, akla mantığa yatar işler yap. Gelip orada biz niye burdayız diye düşünen iki kızı, “İnsanlar benim zekamdan korkuyor” diye darlama yani. Zekamdan korkuyor da ne? Erkek karşındaki, sadece gördüğü şeyi algılamak için tasarlanmış bir şey yani.
Bir insan zaten düğünde karşılaştığı birine “Ya ben o kadar güzel bir kızım ki, iş hayatında bu yüzden zorlanıyorum. Manken olsam bu kadar zorlanmazdım, o kadar çok teklif geliyor ki hepsine hayır diyorum. Zekamdan korkan insanlar var, kadının hem güzel hem zeki olmasını çekemiyorlar. Ya güzel olacaksın ya zeki ama ben ikisiyim hayat çok zor bana” diyorsa gerçekten aklından bir parça zoru vardır bana göre. Oturup, “Hayırrrr 1.60’lık boyunla manken olamazsın, güzelliğe gelince, Tina Turner’a tır çarpsa sana benzer” mi diyeyim? Tabii ki ben de ne dese onaylıyorum ama onaylarken de sıkıntıdan patlıyorum.
Düğün lan orası, gelinin geçmişiyle ilgili dedikodu yap, “Dayısı çok içmiş” , “Ayy buraya kaç para verdiler?”, “Damat tipsiz” de, ne bileyim takılan altınları falan say, akla mantığa yatar işler yap. Gelip orada biz niye burdayız diye düşünen iki kızı, “İnsanlar benim zekamdan korkuyor” diye darlama yani. Zekamdan korkuyor da ne? Erkek karşındaki, sadece gördüğü şeyi algılamak için tasarlanmış bir şey yani.
Sanki bilimadamı!
Bir de beraber havuz problemimi çözüyorsunuz bilemeyince sen onu dövüyor musun, neden korksun senin zekandan? Hayır sanki boş vakitlerinde atom bombası falan yapıyor oturma odasında, öyle bir kendinden emin ki korkutucu bir zekası olduğundan. Adamlar senin zekandan değil, insanların yanına gelip 93 dakika boyunca hiç nefes almadan kendini övmenden korkuyorlardır, hatta korkmakla kalmayıp seni öldürmek istiyorlardır, 99’uncu dakikayı bekliyorum boynunu kırt diye kırıp, dünya için iyi bir hamle yapmayı.
Kız her konuşmasında elimdeki kadehi daha hızlı içmeye başladım, en son bize ‘nasıl güzel bir kız oluruz’la ilgili akıl veriyordu, sonra başka yere dalıp gitmişim ki, bi anda bir soruyla irkildim. “En çok sana üzülüyorum be Pucca, yani ben kendimi işe güce verdim, erkekler benim için ikinci planda. Evlilik desen düşünmüyorum bile. Ama sen ahh ahh. Ben sana workshop vereyim bu konuda, bir hafta içinde erkekler tek taşlarıyla peşinden koşacaklar.”
Bir de beraber havuz problemimi çözüyorsunuz bilemeyince sen onu dövüyor musun, neden korksun senin zekandan? Hayır sanki boş vakitlerinde atom bombası falan yapıyor oturma odasında, öyle bir kendinden emin ki korkutucu bir zekası olduğundan. Adamlar senin zekandan değil, insanların yanına gelip 93 dakika boyunca hiç nefes almadan kendini övmenden korkuyorlardır, hatta korkmakla kalmayıp seni öldürmek istiyorlardır, 99’uncu dakikayı bekliyorum boynunu kırt diye kırıp, dünya için iyi bir hamle yapmayı.
Kız her konuşmasında elimdeki kadehi daha hızlı içmeye başladım, en son bize ‘nasıl güzel bir kız oluruz’la ilgili akıl veriyordu, sonra başka yere dalıp gitmişim ki, bi anda bir soruyla irkildim. “En çok sana üzülüyorum be Pucca, yani ben kendimi işe güce verdim, erkekler benim için ikinci planda. Evlilik desen düşünmüyorum bile. Ama sen ahh ahh. Ben sana workshop vereyim bu konuda, bir hafta içinde erkekler tek taşlarıyla peşinden koşacaklar.”
Pucca kaçar
Baktım, baktım, uzun uzun suratını cırmaladığımı hayal ettim. O saçlarını bileklerime dolayıp, arkada bizi dinleyen teyzelerin üzerine kızı fırlatmayı düşündüm. Derin nefes aldım, o her zamanki yapmacık gülümsememi takınarak, “Tatlım erkekler benim zekalarımdan korkuyor. Zekalarım o kadar fazla geliyor ki adamlar ‘evlenemeyiz’ diyorlar. Zaten bir Adriana bir ben ama benim burun deliklerim ondan daha güzel. Daha fazla devam edemeyeceğim çok içtim kusmaya gidiyorum. Allah zekalarıma zeval vermesin” diyip kızı öptüm ve gittim. Saatlerce bana ilişki uzmanlığı yapmasını da çekemezdim valla kusura bakmasın. Bu da can yani...
Baktım, baktım, uzun uzun suratını cırmaladığımı hayal ettim. O saçlarını bileklerime dolayıp, arkada bizi dinleyen teyzelerin üzerine kızı fırlatmayı düşündüm. Derin nefes aldım, o her zamanki yapmacık gülümsememi takınarak, “Tatlım erkekler benim zekalarımdan korkuyor. Zekalarım o kadar fazla geliyor ki adamlar ‘evlenemeyiz’ diyorlar. Zaten bir Adriana bir ben ama benim burun deliklerim ondan daha güzel. Daha fazla devam edemeyeceğim çok içtim kusmaya gidiyorum. Allah zekalarıma zeval vermesin” diyip kızı öptüm ve gittim. Saatlerce bana ilişki uzmanlığı yapmasını da çekemezdim valla kusura bakmasın. Bu da can yani...
9 Ekim 2011 Pazar
Ay Blog Ayblog Uğur Ayar: Mazi Kalbimde Yaradır 9 Ekim 19. Bölüm Tek Parça H...
Ay Blog Ayblog Uğur Ayar: Mazi Kalbimde Yaradır 9 Ekim 19. Bölüm Tek Parça H...: Google anahtar kelimeler: Mazi Kalbimde Yaradır, Mazi Kalbimde Yaradır 19 .bölüm, Mazi Kalbimde Yaradır 19. bölüm izle, Mazi Kalbimde Yar...
MAZİ KALBİMDE YARADIR,20.BÖLÜM: 20.bölüm 1.fragman burada
MAZİ KALBİMDE YARADIR,20.BÖLÜM: 20.bölüm 1.fragman burada: arkadaşlar dizimizin yeni sezon bölümü yayınlandıktan sonra, 20.bölüm ilk fragmanı sizlerle burada paylaşacağız. Bizi takip etmeye devam ed...
MAZİ KALBİMDE YARADIR,20.BÖLÜM: 19.bölüm final sahnesi izle
MAZİ KALBİMDE YARADIR,20.BÖLÜM: 19.bölüm final sahnesi izle: mazi kalbimde yaradır 19.bölüm final sahnesi son kısım izle
Sevmek mi,beğenmek mi,özlemek mi,değer biçip,hem de kendinden fazla,O'nun için çırpınmak mı,ne için?sonu hüsran,anlaşılmazlık,menfaat,Vefasızlık,acı olmayacak mı nasılsa?
Belki çok klişe ama yıllardı,özellikle son 3 yıl yaşadığım budur neticede..
Aaah Nurten ah..!
Belki çok klişe ama yıllardı,özellikle son 3 yıl yaşadığım budur neticede..
Aaah Nurten ah..!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)







